ALLAHU EKBER

  Mabed

  Maden eriyiği

  Maden

  Mafsal

  Mağara

  Mağaranın girişi

  Mağaranın geniş bir yeri

  Mahremiyet

  Mahrem yerler

  Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur.

  Hamd, göklerin Rabbi ve yerin Rabbi, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

  Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur.

  Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur.

  Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah’a mahsustur.

  Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur

  Hamd, kuluna Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur.

  Hamd Allah’a mahsustur,

  Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur.

  Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur.

  Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur.

  Velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur.

  “Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur.”

  “Hamd, bizi mü’min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur”

  “Hamd, bizden hüznü gideren Allah’a mahsustur.”

  “Hamd, bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur.”

  Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur.

  “Hamd, bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah’a mahsustur.”

  Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki,

  Mükâfat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur.

  Dünya hayatına mahsus

  Mahşer

  Biz onları mahşerde toplarız

  Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.

  Makam

  Makam-ı Mahmud

  Makam-ı İbrahim

  Doğruluk makamı

  Yüksek makam

  Yüce bir makam

  Bilinen bir makam

  Mallar

  Mallarınız

  O size mükâfatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez.

  (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın.

  Temizlenmek için malını hayra veren

  Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al

  Mallarını Allah yolunda harcayanlar

  Mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz.

  Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin.

  Mallarıyla, canlarıyla cihad edenler

  Mallarıyla ve canlarıyla cihad etmek

  Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır.

  Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.

  İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin.

  Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin.

  İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin.

  Allah’ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin.

  Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin.

  Yetimlere mallarını verin.

  Yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.

  O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.

  Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler

  İnsanların mallarını haksız yollarla yiyorlar

  İnsanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle

  İnkâr edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır.

  Mallarını insanlara gösteriş için harcayan,

  (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi

  Erkekler kendi mallarından harcamakta

  Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür.

  Çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir.

  Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır;

   “Malımızı yanında bulduğumuz kimse”

  “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur.”

  “Benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan,”

  Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah’ı zikretmekten alıkoymasın.

  “Malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular.”

  “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? ”

  “Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum.”

  Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin.

  ‘Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.’

  ‘‘Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik;’’

  Allah’ın size verdiği mal

  Kendilerine bol bol verdiğimiz mal

  Kazandığınız mallar

  Bu mallar

  Benzeri bir mal

  Başkasının malı

  Ticaret malı

  Dünyanın değersiz malı

  Miras malı

  Yüklerle mal emanet etsen,

  Dünya hayatında harcadıkları mallar

  “Yığınla mal harcadım” diyor.

  “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin.”

  “Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür”

  İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz, Allah katında artmaz.

  Allah, faiz malını mahveder,

  Mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helâk ettik.

  Allah, sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı.

  Mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemiz

  Malı da pek çok seviyorsunuz.

  Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok katıdır.

  “Bana elbette mal ve evlat verilecek!”

  “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu;”

  Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol.

  Allah’ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar;

  “Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim”

  Bu mallar özellikle, Allah’tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir.

  O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) hâline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir).

  Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay hâline!

  O, malının, kendisini ebedîleştirdiğini sanır.

  inkâr edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar.

  Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.

  Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.

  “Malım bana hiçbir yarar sağlamadı.”

  Manastır

  “Öncekilerin masalları” dediler.

  Maskara

  ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’

  aşağılık maymunlar

  Maymunlar

  Mazeret beyan etmek

  Mazeret ileri sürenler

  Mazeret beyan edecekler

  “Mazeret beyan etmeyin.”

  Mazeretlerini ortaya koysa da

  O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz,

  Meclis

  Hayırlı meclis

  Doğruluk meclisi

  Mecusiler

  Medine (Yesrib)

  Medine halkı

  Mekke (Şehirlerin Anası)

  Güvenli şehir (Mekke)

  Mekke’nin Fethi

  Melekler

  Memleketler!

  Meni (Nutfe-Öz Su-Bir Damla Döl Suyu)

  Yakın bir dünya menfaati

  Dünya hayatının geçici menfaatleri

  Kendilerine ait birtakım menfaatler

  Mercan

  Mercimek

  Merdiven

  Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.

  O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir.

  Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.

  O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.

  Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.

  Rabbinin merhamet ettikleri

  Allah, mü’minlere çok merhamet edendir.

  İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır.

  Rabbinin, Zekeriya kuluna olan merhameti

  “kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk.”

  Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.

  Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.

  Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Resûle itaat edin ki size merhamet edilsin.

  “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin”

  Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir.

  Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.

  “Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!”

  Allah’ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı, hâliniz nice olurdu?

  Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik, yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı.

  Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder.

  Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.

  Rabbiniz sizi daha iyi bilir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder, dilerse azap eder.

  Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.

  Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler.

  “Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin”

  Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın

  Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.

  Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.”

  Merhametli bir çocuk

  Rableri katında yüksek mertebeler

  İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri

  Hz. Meryem (R.A.)

  İmran kızı Meryem

  Şüphesiz mescitler, Allah’ındır

  Allah’ın mescitlerini imar etmeleri

  Mescid-i Haram-Kâbe (siteye ekle) -Kutsal Ev-Beyt-i Atik

  Mescid-i Aksa

  Kuba Mescidi

  Mescitlerde itikâf

  Mescit

  Güzel meskenler

  Beğendiğiniz meskenler

  “Gönüllerini onlara meylettir”

  Hataya meyletmesi

  Yaldızlı sözlere meyletsin,

  Günaha meyletmeksizin

  Zulmedenlere meyletmeyin.

  “Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi.

  “Biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.”

  Meş’ar-i Haram

  Meşru bir tarz

  Meşru haklar

  Meşru sözler

  Meşru ölçüler

  Kendileri için meşru olan

  Meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işledikleri

  Allah, ne “Bahîre”, ne “Sâibe”, ne “Vasîle”, ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır.

  Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık.

  Allah (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmayı (ve kefaret ödemeyi) size meşru kılmıştır.

  Aldatıcı meta

  Aldanış metaı

  Nar

  Mısır (Memleket)

  Mısır halkı

  Mısırlı kişi

  Mısır hükümdarlığı

  Hz. Mîkâil (A.S.)

  Aklını kullanan bir millet

  Sizden önceki bir millet

  zorba bir millet

  şaşmış bir millet

  zalim millet

  Allah’a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir millet

  suçlu bir millet

  Her milletin belli bir eceli vardır.

  M i r a c

  Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır.

  Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir.

  Miras taksimi

  Mirasçı

  Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.

  “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası

  Kitab’a mirasçı kılınanlar

  İsrailoğulları’na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık.

  Onları başka bir topluma miras bıraktık.

  “Biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik.”

  “Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennet”

  Misafir (Konuk)

  İbrahim’in misafirleri

  “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir.”

  “Ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.”

  Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık.

  Misal -1

  Misal -2

  Misal -3

  Misal -4

  Misal -5

  Misal -6

  Misal -7

  Misal -8

  Misal -9

  Misal -10

  Misal -11

  Misal -12

  Misal -13

  Misal -14

  Misal -15

  Misal -16

  Misal -17

  Misal -18

  Misal -19

  Misal -20

  Misal -21

  Misal -22

  Misal -23

  Misal -24

  Misal -25

  Misal -26

  Misal -27

  Misal -28

  Misal -29

  Misal -30

  Misal -31

  Misal -32

  Misal -33

  Misal -34

  Misal -35

  Misal -36

  Misal -37

  Misal –38

  Misal -39

  Misal -40

  Misal -41

  Misal -42

  Misal -43

  Misal -44

  Misal -45

  Misal -46

  Misal -47

  Misal -48

  Misal -49

  Misal -50

  Misal -51

  Misal -52

  Misal -53

  Misal -54

  Misal -55

  Misal -56

  Misal -57

  Misal -58

  Misal -59

  Misal -60

  Misal -61

  Misal -62

  Misal -63

  Misal -64

  Misal -65

  Misal -66

  Misal -67

  Misal -68

  Misal -69

  Misal -70

  Misal -71

  Misal -72

  Misal -73

  Misal -74

  Misal -75

  Misal -76

  Misal -77

  Misal -78

  Misal -79

  Misal -80

  Misal -81

  Misal -82

  Misal -83

  Misal -84

  Misal -85

  Misal -86

  Misal -87

  Misal -88

  Misal -89

  Misal -90

  Misal -91

  Misal -92

  Misilleme

  Misli

  Mucize

  Mudga

  Muhacir

  Muhalefet

  Hz. MUHAMMED (S.A.V.)

  Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir.)

  Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir.

  Siz Allah’a muhtaçsınız.

  Himayeye muhtaç

  Başkalarına muhtaç

  Kendini muhtaç hissetmeyen

  Mukaddes

  Mukaddes vadi

  Mukayese

  Hz. Musa (A.S.)

  Onlar; başlarına bir musibet gelince,

  onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet

  İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet

  Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir.

  Eğer başına bir musîbet gelirse,

  Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor.

  Seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse,

  Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol.

  Başlarına gelen musibetlere sabreden,

  “Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz.”

  Kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki,

  Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez.

  Mutlu (cennetlik) olanlar

  Ahiret mutluluğu

  “Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum.”

  “Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun.”

  Mutsuz kara günler

  Mutsuz kimseler

  Mutsuz (cehennemlik) olanlar

  “Eğer seninle mücadele ederlerse,”

  “onlarla en güzel şekilde mücadele et.”

  “onlara karşı bu Kur’an’la büyük bir mücadele ver.”

  Güzel bir yolla mücadele

  Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği,

  Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar.

  Hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler.

  “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!”

  O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.

  “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi.

  şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar.

   Mücahit

  O, halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir)

  “Ben onlara mühlet veririm.”

  “Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.”

  “Bana mühlet de vermeyin!”

  Eğer borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin.

  “Bize mühlet verilmez mi?”

  O zaman da onlara mühlet verilmez.

  Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.

  "O hâlde, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin"

  Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse,

  “Biz Allah’ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik.

  İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.

  Allah, kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler.

  Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi.

  Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir.

  Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allah’ın; (hâlini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği,

  onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir.

  Allah dilerse senin kalbini mühürler.

  onların önce iman edip sonra inkâr etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir.

  Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler.

  Allah, her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler.

   O gün biz onların ağızlarını mühürleriz.

  Mühürlü (el değmemiş) saf bir içecek

  O, rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir.

  Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı.

  Mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici

  Kur’an ile müjdele

  “Biz, seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.”

  “Müjdeciyim”

  Müjdeciler

  “Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.”

  İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler.

  Ona da İshak’ı müjdeledik; İshak’ın arkasından da Yakûb’u.

  “Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz”

  “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler”

  “Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor”

  Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici

  Müjdeci

  “Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!”

  Allah’a yönelenler için müjde vardır.

  Onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele

  Sabredenleri müjdele

  Mü’minleri müjdele

  Müslümanlar için bir müjde

  Alçak gönüllüleri müjdele!

  İyilik edenleri müjdele.

  O hâlde, kullarımı müjdele!

  Allah’ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şey

  Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı.

  İman etmiş olanlara gelince, inen sûre onların imanını artırmıştır. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler.

  Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır.

  İman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele

  Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir.

  Kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele

  Müjde

  İnkârcılara, elem dolu bir azabı müjdele!

  inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.

  Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.

  Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.

  onu elem dolu bir azap ile müjdele!

  onları elem dolu bir azap ile müjdele

  Kendisine verilen kötü müjde (!)

  O gün suçlulara hiçbir müjde yoktur.

  Mülk (hükümranlık)

  Mülk

  O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır.

  Mülk yalnızca O’nundur.

  Allah, mülkünü dilediğine verir.

  Dilediğinden de mülkü çeker alırsın.

  Ey mülkün sahibi olan Allah’ım!

  Mülk (mutlak hâkimiyet) yalnız O’nundur.

  Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır.

  Allah’ın mülkü

  Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur.

  Süleyman, “Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye lâyık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet!

  Biz Davud’un mülkünü güçlendirdik,

  Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin

  “Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur”

  Allah da mü’minlerin dostudur.

  Allah mü’minlerle beraberdir.

  Mü’minler, yalnız Allah’a tevekkül etsinler.

  Mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.

  Mü’minlere Allah yeter.

  Allah, mü’minlere çok merhamet edendir.

  Allah’ın, mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceği

  Allah, mü’minlere büyük bir mükâfat verecektir.

  Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır.

  Mü’minlere yönelik esenlik dileği “Selâm”dır.

  Mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler

  Mü’minler için büyük bir mükâfat

  Mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici

  Mü’minler için bir hidayet ve bir rahmet

  İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız.

  Mü’minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.

  Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.

  Mü’min kullarımız

  Ey mü’minler

  Mü’minler

  Salih mü’minler

  Mü’minler denendiler

  Mü’minlere öğüt

  Mü’minler için

  Mü’minler sevinecektir.

  İlimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler

  Salih ameller işleyen mü’minler

  Mü’minler ancak kardeştirler.

  Anası babası mü’min

  Mü’min bir adam

  Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki,

  Mü’minler ancak o kimselerdir ki;

  İşte onlar gerçekten mü’minlerdir.

  Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir.

  Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir.

  Mü’minlerin yolundan başkası

  Mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinen kimseler

  Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin.

  Eğer mü’min iseniz,

  Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, “Sen mü’min değilsin” demeyin.

  Bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olacak şey değildir.

  Kim bir mü’mini yanlışlıkla öldürürse,

  Kim bir mü’mini kasten öldürürse,

  Mü’min topluluğu

  Mü’minlerin söyleyeceği söz

  Mü’minlere karşı alçak gönüllü

  Bunlar mü’minlerle beraberdirler.

  Gerçek mü’minler

  Mü’minlerin anaları

  Mü’min erkekler

  Mü’min kadınlar

  Mü’min genç kızlar

  Mü’min bir cariye

  Mü’min köle

  Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minler

  Bana mü’minlerden olmam emrolundu.

  O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.

  Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır.

  “Mü’minlerden olsaydık”

  “Hayır, siz zaten mü’min kimseler değildiniz.”

  “Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar.”

  münafıklar

  Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır.

  münafıklık yapanlar

  Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız?

  kâfirlere ve münafıklara itaat etme.

  münafıkların durumu

  Fakat münafıklar (bunu) anlamazlar.

  münafık erkekler

  münafık kadınlar

  münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar.

  Allah, o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder.

  Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.

  Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.

  münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi

  münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.

  Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.

  Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar.

  Mürekkep

  Müsamaha

  Müslüman

  (Allah, şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve Müslüman olan kullarım!”

  Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da Müslüman diye isimlendirdi

  İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir Müslümandı.

  Bana Müslümanlardan olmam emredildi.”

  “Bana, Müslümanların ilki olmam da emredildi.”

  “Kuşkusuz ben Müslümanlardanım”

  “Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz Müslümanlarız” dediler.

  “Şahit olun, biz Müslümanlarız.”

  “İman ettik. Bizim Müslüman olduğumuza sen de şahit ol” demişlerdi.

  “Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de Müslümandık” derler.

  “Bizler O’na boyun eğmiş Müslümanlarız.”

  Sen, çağrını ancak âyetlerimize inanıp Müslüman olan kimselere işittirebilirsin.

  “Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar.”

  Kim Müslüman olursa, işte onlar doğruyu arayıp bulmuşlardır.

  Siz Müslüman olduktan sonra, o size hiç inkârı emreder mi?

  Müslüman erkekler

  Müslüman kadınlar

  “Benim canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kat.”

  “Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve Müslüman olarak bizim canımızı al.”

  “Siz de ancak Müslümanlar olarak ölün”

  Müslümanlar için bir müjde

  “Biz Müslümanları suçlular gibi kılar mıyız?”

  Böylece Allah, Müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor.

  Artık Müslüman oluyor musunuz?

  Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) Müslüman olduktan sonra inkâr ettiler.

  “Keşke Müslüman olsaydık”

  “.. ben de Müslümanlardanım” dedi.

  müşrik

  müşrik

  O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir.

  müşriklere kesin bir uyarı

  müşriklere yardım edenler

  müşrik karılarınızın nikâhlarına tutunmayın.

  müşrik

  İş konusunda onlarla müşavere et.

  Mehir

  Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin.

  Mera

  Mizan

  Merve