
Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allaha mahsustur.
Hamd, göklerin Rabbi ve yerin Rabbi, âlemlerin Rabbi olan Allaha mahsustur.
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allaha mahsustur.
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allaha mahsustur.
Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allaha mahsustur.
Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allaha mahsustur
Hamd, kuluna Kitabı (Kuranı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allaha mahsustur.
Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allaha mahsustur.
Göklerde ve yerde hamd Ona mahsustur.
Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız Ona mahsustur.
Velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allaha mahsustur.
Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmaili ve İshakı veren Allaha mahsustur.
Hamd, bizi mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allaha mahsustur
Hamd, bizden hüznü gideren Allaha mahsustur.
Hamd, bizi buna eriştiren Allaha mahsustur.
Dünyada da ahirette de hamd Ona mahsustur.
Hamd, bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allaha mahsustur.
Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki,
Mükâfat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur.
Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.
O size mükâfatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez.
(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın.
Temizlenmek için malını hayra veren
Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al
Mallarını Allah yolunda harcayanlar
Mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz.
Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin.
Mallarıyla, canlarıyla cihad edenler
Mallarıyla ve canlarıyla cihad etmek
Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır.
Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.
İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin.
Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin.
İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin.
Allahın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin.
Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin.
Yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.
O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler
İnsanların mallarını haksız yollarla yiyorlar
İnsanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle
İnkâr edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır.
Mallarını insanlara gösteriş için harcayan,
(mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi
Erkekler kendi mallarından harcamakta
Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür.
Çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir.
Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır;
Malımızı yanında bulduğumuz kimse
Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur.
Benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan,
Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allahı zikretmekten alıkoymasın.
Malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular.
Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz?
Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum.
Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin.
Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.
Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik;
Kendilerine bol bol verdiğimiz mal
Dünya hayatında harcadıkları mallar
Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavuna ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin.
Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür
İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz, Allah katında artmaz.
Mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helâk ettik.
Allah, sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı.
Mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemiz
Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok katıdır.
Bana elbette mal ve evlat verilecek!
Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu;
Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol.
Allahın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar;
Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim
Bu mallar özellikle, Allahtan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allahın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir.
O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) hâline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir).
Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay hâline!
O, malının, kendisini ebedîleştirdiğini sanır.
inkâr edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allaha karşı bir yarar sağlar.
Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.
Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.
Malım bana hiçbir yarar sağlamadı.
Öncekilerin masalları dediler.
Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allahındır
O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz,
Meni (Nutfe-Öz Su-Bir Damla Döl Suyu)
Dünya hayatının geçici menfaatleri
Kendilerine ait birtakım menfaatler
Kuran, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir.
Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de Onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.
O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.
Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.
Allah, müminlere çok merhamet edendir.
İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır.
Rabbinin, Zekeriya kuluna olan merhameti
kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk.
Allaha karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.
Kuran okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.
Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Resûle itaat edin ki size merhamet edilsin.
Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin
Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allaha ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir.
Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.
Merhamet edilmeniz için Allahtan bağışlanma dileseniz ya!
Allahın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı, hâliniz nice olurdu?
Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik, yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı.
Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder.
Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder, dilerse azap eder.
Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.
Muhammed, Allahın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler.
Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin
Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın
Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara öf! bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.
Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.
Rableri katında yüksek mertebeler
İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri
Şüphesiz mescitler, Allahındır
Allahın mescitlerini imar etmeleri
Mescid-i Haram-Kâbe (siteye ekle) -Kutsal Ev-Beyt-i Atik
Gönüllerini onlara meylettir
Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum dedi.
Biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.
Meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işledikleri
Allah, ne Bahîre, ne Sâibe, ne Vasîle, ne de Hâm diye bir şey meşru kılmamıştır.
Her ümmet için, Allahın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık.
Allah (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmayı (ve kefaret ödemeyi) size meşru kılmıştır.
Allaha inanmayan ve ahireti inkâr eden bir millet
Her milletin belli bir eceli vardır.
Göklerin ve yerin mirası Allahındır.
Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir.
Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.
kelâle (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası
İsrailoğullarına da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevratı) miras bıraktık.
Onları başka bir topluma miras bıraktık.
Biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammedin ümmetine) miras olarak verdik.
Allaha karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennet
Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir.
Ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.
Andolsun, biz bu Kuranda insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık.
Allah Sameddir. (Her şey Ona muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir.)
Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir.
Onlar; başlarına bir musibet gelince,
onların (müşriklerin) başına (Bedirde) iki mislini getirdiğiniz bir musibet
İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet
Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir.
Eğer başına bir musîbet gelirse,
Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor.
Seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse,
Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol.
Başlarına gelen musibetlere sabreden,
Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz.
Kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki,
Allahın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez.
Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum.
Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun.
Eğer seninle mücadele ederlerse,
onlarla en güzel şekilde mücadele et.
onlara karşı bu Kuranla büyük bir mücadele ver.
Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği,
Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar.
Hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler.
Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!
O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.
Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver dedi.
şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar.
O, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir)
Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Eğer borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin.
O zaman da onlara mühlet verilmez.
Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
"O hâlde, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin"
Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse,
Biz Allahın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesihi öldürdük demelerinden dolayı kalplerini mühürledik.
İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.
Allah, kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler.
Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi.
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir.
Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allahın; (hâlini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği,
onlar, Allahın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir.
Allah dilerse senin kalbini mühürler.
onların önce iman edip sonra inkâr etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir.
Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler.
Allah, her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler.
O gün biz onların ağızlarını mühürleriz.
Mühürlü (el değmemiş) saf bir içecek
O, rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir.
Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı.
Müminler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici
Biz, seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.
İbrahime müjde getirip Selâm sana! dediler.
Ona da İshakı müjdeledik; İshakın arkasından da Yakûbu.
Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz
Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsayı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahyayı müjdeler
Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor
Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici
Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!
Allaha yönelenler için müjde vardır.
Onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele
Allahın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şey
Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı.
İman etmiş olanlara gelince, inen sûre onların imanını artırmıştır. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler.
Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır.
İman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele
Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir.
Kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele
İnkârcılara, elem dolu bir azabı müjdele!
inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.
Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.
Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.
onu elem dolu bir azap ile müjdele!
onları elem dolu bir azap ile müjdele
Kendisine verilen kötü müjde (!)
O gün suçlulara hiçbir müjde yoktur.
O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allahtır.
Allah, mülkünü dilediğine verir.
Dilediğinden de mülkü çeker alırsın.
Ey mülkün sahibi olan Allahım!
Mülk (mutlak hâkimiyet) yalnız Onundur.
Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allahındır.
Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur.
Süleyman, Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye lâyık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet!
Biz Davudun mülkünü güçlendirdik,
Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin
Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allaha mahsustur
Allah da müminlerin dostudur.
Müminler, yalnız Allaha tevekkül etsinler.
Müminler, yalnız Allaha güvensinler.
Allah, müminlere çok merhamet edendir.
Allahın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği
Allah, müminlere büyük bir mükâfat verecektir.
Müminlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır.
Müminlere yönelik esenlik dileği Selâmdır.
Müminler için şifa ve rahmet olacak şeyler
Müminler için büyük bir mükâfat
Müminler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici
Müminler için bir hidayet ve bir rahmet
İşte biz müminleri böyle kurtarırız.
Müminler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.
Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.
İlimde derinleşmiş olanlar ve müminler
Salih ameller işleyen müminler
Müminlerden öyle adamlar vardır ki,
Müminler ancak o kimselerdir ki;
İşte onlar gerçekten müminlerdir.
Peygamber, müminlere kendi canlarından daha önce gelir.
Müminlerin Allaha olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir.
Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinen kimseler
Müminler, müminleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin.
Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, Sen mümin değilsin demeyin.
Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir.
Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse,
Kim bir mümini kasten öldürürse,
Müminlere karşı alçak gönüllü
Bunlar müminlerle beraberdirler.
Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan müminler
Bana müminlerden olmam emrolundu.
O, size çok düşkün, müminlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.
Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır.
Hayır, siz zaten mümin kimseler değildiniz.
Bunlar Allahı ve müminleri aldatmaya çalışırlar.
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır.
Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız?
kâfirlere ve münafıklara itaat etme.
Fakat münafıklar (bunu) anlamazlar.
münafıklar, Allahı aldatmaya çalışırlar.
Allah, o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder.
Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.
Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.
münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi
münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.
Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar.
(Allah, şöyle der:) Ey âyetlerimize iman eden ve Müslüman olan kullarım!
Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kuranda Müslüman diye isimlendirdi
İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allahı bir tanıyan, hakka yönelen) bir Müslümandı.
Bana Müslümanlardan olmam emredildi.
Bana, Müslümanların ilki olmam da emredildi.
Kuşkusuz ben Müslümanlardanım
Allaha iman ettik. Şahit ol, biz Müslümanlarız dediler.
Şahit olun, biz Müslümanlarız.
İman ettik. Bizim Müslüman olduğumuza sen de şahit ol demişlerdi.
Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de Müslümandık derler.
Bizler Ona boyun eğmiş Müslümanlarız.
Sen, çağrını ancak âyetlerimize inanıp Müslüman olan kimselere işittirebilirsin.
Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar.
Kim Müslüman olursa, işte onlar doğruyu arayıp bulmuşlardır.
Siz Müslüman olduktan sonra, o size hiç inkârı emreder mi?
Benim canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kat.
Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve Müslüman olarak bizim canımızı al.
Siz de ancak Müslümanlar olarak ölün
Biz Müslümanları suçlular gibi kılar mıyız?
Böylece Allah, Müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor.
Artık Müslüman oluyor musunuz?
Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) Müslüman olduktan sonra inkâr ettiler.
.. ben de Müslümanlardanım dedi.
O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir.
müşrik karılarınızın nikâhlarına tutunmayın.
İş konusunda onlarla müşavere et.
Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin.